Mitolojiye aşık olduğumu her fırsatta dile getireceğim. Bir de en sevdiğim yazarın en sevdiğim türde eserler veriyor olması beni sanırım bu türe daha da fazla bağlıyor.
Neil Gaiman İskandinav mitolojisini öyle canlı öyle renkli anlatıyor ki, içinde kendinizi kaybedip bir sonraki hikayeyi keşfetmek için uykusuz kalabilirsiniz. Dahi çizgi roman yazarı Stan Lee tarafından bizlere tanıtılan bu mitolojinin bir kaç karakterine aşinayız aslında; Odin, Thor, Heimdall ve tabi ki Loki gibi...
mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mitoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Kasım 2018 Çarşamba
27 Ağustos 2018 Pazartesi
Rengarenk ve kıpır kıpır, Hint Masalları kitap yorumum:

Tüm masalların geldiği sihir dolu bir yer vardır. Eminim çoğunuzun hayalinde ben böyle söyleyince, rengarenk ve büyülü bir ülke canlanmıştır. İşte tam olarak çoğu masalın geliş noktası burası yani Hindistan.
Kitabın giriş kısmını okuduğumda inanamayacağım kadar çok masalın aslında bu kadim ülkenin masallarından türetildiğini öğrendim. Bizim ülkemizin bile
14 Ağustos 2018 Salı
"Güneşin Doğduğu Ülke"nin mistik masalları - Japon Masalları yorumum:

Japon kültürüne her zaman ayrı bir hayranlık duymuşumdur. Kendilerine has hayal dünyalarından 22 masalın bir araya toplandığı bu harika kitaptan size biraz bahsetmek istiyorum.
Çok şirin bir ön sözle başlayan kitapta; birbirinden değişik yaratıklarla yine birbirinden cesur savaşçıların hikayeleri yer alıyor. Ama en çok dikkatimi çeken masallardaki tüm insanların davranışlarının ya iyi ya da kötü olması yani kültürlerinde siyah ve beyazdan başka gri denen bir renk yok ve birbirlerine duydukları saygı inanılmaz derecede büyük. Her masalında büyüklere saygıdan ve kötülerin daima cezalandırılacağından bahseden bir yapıları var. Elbette bazı hikayeler
15 Temmuz 2018 Pazar
Mahşerin Dört Atlısı - Limos kitap yorumum:
Mahşerin dört atlısından Limos karşınızda: Ölümsüz savaşçıların arasındaki tek dişi atlı, gücü, tutkusu ve inatçılığıyla herkesi etkilemeyi başarıyor. Milyonlarca yıldır yarı şeytan yarı melek kanıyla lanetini sürdürerek dünyada kıtlıklar başlattı. Ruhundaki iyi-kötü terazisi dengesi bozulunca yalanlar üstüne yalanlar söyleyip geçmişine saplanıp kaldı.
Cazibesiyle elde ettiklerinin sayısını bilmese de aşık olduğu tek erkeği cehenneme kaptıran Limos, aslında evlenmesi gereken kişinin Satan olduğu gerçeğini değiştirmek ve sevdiği askeri cehennemin işkencelerinden kurtarmak için her şeyini vermeye hazırdır. Bu sırada mahşer günü yaklaştıkça kötülerin tarafına geçen Reseph yani Salgın, dünyaya yayılmaya devam etmektedir ve kardeşlerini yanına çekebilmek için çok korkunç kararlar vermelerini isteyecektir. Atlılar neleri göze alabilir. İyi ya da kötü, bu savaşta bir orta nokta yok. Ya mahşer günü gelip herkesi yok edecek ya da atlılar önce kendilerini daha sonra da dünyayı kurtaracak.
Bu seriyi çok seviyorum ve Limos yani 2. kitabın da çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Akıcı anlatımı, düzgün çevirisi ve kapak uyumunu çok sevdim. Ateşli ve macera dolu fantastik bir seri arıyorsanız Demonica serisi tam size göre ;)
16 Ocak 2018 Salı
Bazen aşk kaderden daha güçlüdür - Apollyon kitap yorumum:
Yüzlerce yıl sonra yine iki tane Apollyon dünyaya geldi. Daha önce böyle birşey yaşandığında yıkım ve ölüm dünyanın peşini bırakmamıştı ve sonunda iki Apollyon da ölümle lanetlenmişti Ancak Apollyonlar normalde öldürülemezdi ve bu sorunun cevabını önceden çözmüş olan tek kişi de artık yaşamıyordu.
Alex'in şuana kadarki en büyük korkuları; kendini kaybetmek ve sevdiklerine zarar vermekti. O kadar "Şanslıydı" ki, iki hayali de gerçek olmuştu. Alex uyanıştan sonra kendini biraz tuhaf hissediyordu ve tek istediği şey "Seth'ini" bulmaktı. Bu fikri kendi yaratmış olamazdı ama bunu sevmişti. Ona gücünü
29 Eylül 2017 Cuma
Amerikan Tanrıları kitap yorumum: Okuduğum en iyi mitolojik bilim kurgu kitabı
Baş karakterimiz Gölge, hapishaneden yeni çıktığı sırada hayatından kalanların tamamen mahvolması ile sarsılır. Ne yapacağını bilmez bir şekilde evine dönerken çok ilginç bir kişiyle tanışır ve adam,ona adının Çarşamba olduğunu söyler. Çarşamba onun hakkında bilmesi gerekenden çok daha fazlasına sahiptir ve Gölgeye bir iş teklifi vardır. Teklif aslında oldukça basittir; Gölge, onun için çalışacak, gitmesi gereken yerlere onunla gidecek ve çok gerekli olduğunda onu koruyacaktır. Adamın ona önerdiği iş çekiciydi ancak sorulması gereken çok fazla soru vardı ve Çarşamba sorulardan pek hoşlanmıyordu. Gölge artık geriye hiç bir şeyi kalmadığını bildiği için önerilen işi kabul etti ve gün geçtikçe işinin "basit sıradışılığına" alışmaya başladı. Çünkü bay Çarşamba sayesinde tanıştığı kişiler kendilerini komik bir şekilde Tanrı olarak nitelendiriyordu. Gölge işi gereği bunları düşünmemeye çalışsa da büyük bir gizem ve maceranın içinde olduğunun farkındaydı ama buna aldırmıyordu çünkü fırtına onu çağırıyordu.>>>
4 Eylül 2017 Pazartesi
Poseidon Varisi kitap yorumum:
Derin denizlerde hala keşfedilmeyi bekleyen şeyler var. Belkide gerçekten bizden kaçan ve görülmek istemeyen canlılar vardır. Ben böyle hayal etmeyi tercih ediyorum. Bazı şeyler gizli kalmalı.
Masmavi okyanusun derinliklerinde Syrena adı verilen bir topluluk yaşıyordu. Bu topluluk iki ayrı yeteneğe sahip halklardan oluşuyor ve yeteneklerin aktarımı için iki halk arasında eşleşmeler olmak zorundaydı. Ancak Poseidon yeteneklerine sahip son Syrenalı yok olduğundan beri, iki halk arasında büyük bir düşmanlık vardı. Prens Galen, insanlar ve halkı arasında elçilik görevini yapıyor ve bunu yaparken aslında halkının son umudu olan Poseidon yeteneklerine sahip kişiyi bulmak zorunda. Emma ise 18 yaşına yeni basmış ve her yeni günde sakarlığından nasibini almış Syrenalıların tam zıt ten ve saç rengine sahip bir kız. Talihsiz ve acı bir olay sonucu Galen, Emma'nın yeni yeteneklerini keşfediyor ve onun rutin hayatına dahil olmaya başlıyor. Emma'yı tanıdıkça ondan başka birşey düşünemediğini fark ediyor. Acaba bir insan ile bir Syrenalının ruh eşi olması mümkün mü? Asil Prens ya hayatının aşkından vazgeçecek ya da toplumun yok oluşuna tanıklık edecek. >>
21 Haziran 2017 Çarşamba
Bir Siren'in sessizliği şarkısından daha ölümcüldür - Siren kitap yorumum:
Denizin ortasında, içinde olduğun gemi karanlık sulara gömülmek üzere, ve sen de tüm içindekiler gibi boğulmak üzeresin. Hayatta kalmak için ne verirsin?
Kahlen'in geleceği çok parlak görünüyordu. Onu seven bir ailesi ve varlık içinde bir hayatı vardı. Ancak gemileri batarken ve hayatı sönmek üzereyken, Okyanusun çağrısını duyup bir karar verdi. Okyanusa itaat edecek ve bir Siren'e dönüşecekti. Hayatta kalıp muhteşem bir güzelliğe sahip olacaktı ve sesi ölümü getirecekti.
Yıllar geçti ve Kahlen kendisini Okyanusa adadı. Şarkısıyla istenilen tüm gemileri batırdı ve O'nu besledi ancak içindeki karanlıktan bir türlü kurtulamıyordu. Kız kardeşleri ile beraber tüm dünyada sessiz ancak coşku dolu onlarca yaşam sürdüler. Kız kardeşleri deli dolu bir yaşamı tercih ederken Kahlen her seferinde geride kalarak sessiz bir yaşam sürmeyi seçti. Sessizlik derken hiç biri sesini asla ama asla kullanmamalıydı. Çünkü sesleri insanları yok oluşa sürüklüyordu.
Renkli bir hayata sahip oldukları bir yerde Kahlen kendisini gerçekten gören biriyle tanıştı. Akinli, Kahlen'in Siren güzelliğinin tamamen farkındaydı fakat >>
29 Ocak 2016 Cuma
Percy Jackson ve Olimposlular serisinin son kitabı Son Olimposlu kitap yorumum: Sakın ölme yosun kafa ;)
Percy Jackson ve Olimposlular serisi bu kitapla son buluyor. Ne müthiş bir son ama! Seri kitapları okumayı seviyorum fakat son kitap olduğunu bilerek okumak içimi burkuyor doğrusu. Ama ne yalan söyleyeyim bütün beklentimi karşıladı. Percy'nin kendine has düşünme şekli ve konuşma tarzı her zaman çok hoşuma gitmiştir. Percy'nin karakteri gözlerimizin önünde şekillendi ve düşünceleri olgunlaştı. Belki her zaman doğru kararı veremedi ama her zaman en iyisini yapmaya çalıştı. İşte bu sebeptende
15 Ağustos 2015 Cumartesi
Aşk Kölesi kitap yorumu: Mitoloji sevenlerin okumak isteyebileceği bir kitap

İki bin yıllık bir lanet...
İlk bakışta lanet hoş gözüksede, iki bin yıllık bir süre sonunda Spartalı bir komutanın bile insanlığını unutmasına sebep olabilir. Makedonyalı Julian, Aphrodite'in yarı tanrı oğlu fakat zalim bir bencillik yüzünden hayatı sevgisizlikle geçmiş. Sevgi uğruna yaptığı bir şey sonucunda da hayatından daha kötü bir lanetle karşı karşıya kalmış. Artık bir kitabın içinde yaşıyor ve herhangi bir kadın onu çağırdığında,
29 Temmuz 2015 Çarşamba
Mitoloji aşkına, Percy sakın labirentte kaybolayım deme!
Mitolojiye kesinlikle hayranım!
Basit ve çocukça bir seri gibi gözüksede okudukça sevdim. Yazar, karakterlerin çocuksu durumları olgunlukla karşılamalarını sağlamış ama arada kendinize okuduğunuz karakterlerin daha çocuk olduğunu hatırlatmanız gerekiyor. Percy ve düşünceleri içinse,ben bile çelişiyorum. O zeki ama çalışmıyor, çalışsa yapar dediğimiz tiplerden ve isteyince de gerçekten bir çok şeyi başarabiliyor:)
Percy için, yeni bir okul ve okuldan atılma rekoru kırılacak gibi gözüküyor. Bu sefer
23 Temmuz 2015 Perşembe
Mefisto'nun Öpücüğü kitap yorumu: Harika ve ötesine!
Kimse Lucifer'dan daha kötü olamaz sanıyordunuz değil mi? Kesinlikle yanılıyorsunuz. Bir zamanlar Lucifer Tanrı'nın gözünden düştüğünde, onun yandaşlarından biri olan Mefisto'da ölüleri diğer tarafa götürme gibi iç karartıcı bir işe mahkum oldu. Artık tamamen cehenneme ait bir yaratıktı kötüydü, korkunçtu ta ki bir Anabo yani Havva'nın kızlarından biri ile karşılaşana kadar. Ona aşık oldu ve bir çok oğlu oldu. Ancak Tanrı'nın bundan haberi olmamalıydı ve bu,
4 Haziran 2015 Perşembe
Para ve şöhret dolu bir yaşam için ruhundan vazgeçer misin?
Mitolojiye ait kitapları seviyorum. Ruh Çığlığı serisinin 2. kitabı olan Ruh Kapanı'nıda ayrıca sevdim.Başta kitabın kapağına aşık oldum. O ne güzel kapak öyle!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







