ejderha etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ejderha etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2018 Salı

"Güneşin Doğduğu Ülke"nin mistik masalları - Japon Masalları yorumum:


  Japon kültürüne her zaman ayrı bir hayranlık duymuşumdur. Kendilerine has hayal dünyalarından 22 masalın bir araya toplandığı bu harika kitaptan size biraz bahsetmek istiyorum.

  Çok şirin bir ön sözle başlayan kitapta; birbirinden değişik yaratıklarla yine birbirinden cesur savaşçıların hikayeleri yer alıyor. Ama en çok dikkatimi çeken masallardaki tüm insanların davranışlarının ya iyi ya da kötü olması yani kültürlerinde siyah ve beyazdan başka gri denen bir renk yok ve birbirlerine duydukları saygı inanılmaz derecede büyük. Her masalında büyüklere saygıdan ve kötülerin daima cezalandırılacağından bahseden bir yapıları var. Elbette bazı hikayeler

14 Ocak 2018 Pazar

Alev alev bir hikaye... - Ejderin Arzusu kitap yorumum:



  İki güneşin parladığı bambaşka bir dünyada Ejderhalar hala göklerde dolaşır, Cadılar hala şeytanla iş birliği yaparmış. Lordlar zenginliklerine zenginlik katarken, diyarın Kraliçesi savaştan savaşa koşarmış.
  Tüm hayatı zorluklarla geçen cadı Talaith, yaşadığı köyde başta onu hor gören kocası tarafından öldürülmek için gece yatağından sürüklenerek çıkarıldığında, tanrıların bile hesaba katmadığı tek şey gümüş yeleli bir ejderhanın onu kurtarmaya karar vermesiydi.
  Tehlikeli ve kudretli Briec, kızı kurtardığında ejderha yasalarına göre kız onun olmalıydı ama kız bunu kabullenmeyecek gibi görünüyordu. Cadının sivri dili ve kahve rengi gözleri ejderhayı çıldırtıyordu. Kudretli Breic'te asla masum bir ejderha değildi hatta Talaith'in ona taktığı isimle Lord Kibirli egosundan asla vazgeçmiyordu.
  Talaith hayatı boyunca bir tane bile ejderha görmeyeceğine emin bir şekilde yaşarken birden bire bir ejderha ailesinin ortasına düşmüştü hemde bu yetmezmiş gibi...

12 Ekim 2017 Perşembe

Hiç bir masal sadece siyah ya da beyaz olamaz - Witcher 2 Kader Kılıcı kitap yorumum:


  Bir Witcher küçük bir çocukken seçilir, eğitilir ve korkunç büyülerle donatılarak acımasız bir canavar avcısı haline gelir. Rivyalı Geralt'ta bir Witcher ve hayatı hiçte kolay değil. Karanlık ve tehlikelerle dolu bir dünyada, eski masalların aslında göründüğü gibi olmadığını kanıtlarcasına büyülü yaratıklar tarafından ölüm tehditleri alan Witcher, işini yapabilmesi için kendi kurallarını tekrar değerlendirmesi gerekecek. İnsanların mı yoksa kadim türlerin mi daha korkunç canavar olduğuna karar vermek zorunda kalacak.

  İşinin gereği insanları korumak olsa da bazen canavarları insanlardan koruması gerekebilir çünkü burası tekinsiz bir diyar. Kimin canavar olduğuna insan ya da yaratık olarak değilde, karakteri ve düşüncesi yönünden değerlendirmek gerekiyor.

İster bir Witcher olun ister kadim güçlere sahip bir büyücü, kaderin kılıcı her zaman çift taraflıdır. Kaçmaya çalışmak boşunadır. Herkesin daima kaybedecek birşeyleri vardır, bu karanlık dünyada yalnız başınıza yürüyor olsanız bile.>>>

1 Nisan 2017 Cumartesi

The Witcher - Son Dilek kitap yorumum: Her iyinin içinde bir canavar, her canavarın içinde de bir parça iyilik yatar


   The Witcher serisi daha önce ismini oyunlarından duymuş olabileceğiniz bir seri. Aslında kitaplarından sonra çıkan oyun serisi kitabından daha fazla ün kazanamış diyebiliriz.
   
   Orta dünyada geçen çoğu bize tanıdık gelecek fantastik hikayelerle dolu seri sonunda Türkçeye çevrildi. Rivyalı Geralt, henüz küçük bir çocukken seçilmiş, büyülerle donatılmış ve genetik olarak değiştirilmiş bir Witcher. Onun dünyası lanetli, karanlık ve korkutucu canavarlarla dolu. Fakat bu canavarları yok etmek ya da lanetleri bozmak onun işinin bir parçası yalnızca. Bildiğimiz saf ve mutlu sonla biten peri masalları Grimm kardeşlerinde yazdığı asıl masallarda olduğu gibi hiçte göründüğü gibi değil.(Bilmeyenler için: Masalların orjinal sonları) Orta dünyada da tehlikeli bir hale dönüşen bu masallarda kimse tamamen siyah ya da beyaz değil. Prensesler tamamen masum ya da çirkin korkutucu canavarlar kötü birer mahluktan ibaret değiller. Bu dünyada

30 Eylül 2015 Çarşamba

Hobbit kitap yorumum: Hobbit Bilbo Baggins'in beklenmedik macerasına hepiniz davetlisiniz, Ayrıca çay saat 5'te sakın kaçırmayın ;)

  Hayal gücüne hayran kaldığım harika yazar J.R.R. Tolkien'in Hobbit adlı müthiş kitabını bitirdim. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinin giriş kitabı olarak yazılmıştır ve aslında Tolkien bu kitabı çocukları için yazmaya başlamış. Müthiş hayal gücü ve kendine ait olağan üstü üslübü olayı eline alana kadar bence daha basit bir kitap olması amaçlanmış fakat yazar diğer kitaplarında olduğu gibi sanki ileriyi görerek yazmış gibi değil mi? Fakat kendisi bile bu kitabın bu kadar büyük bir etki bırakabileceğini hiç düşünmemiş.
Kitabın,

5 Eylül 2015 Cumartesi

Kargaların Ziyafet sofrasına sizde davetlisiniz - Kargaların Ziyafeti Kısım 1 yorumu

 
   Yedi Krallık'taki savaşlar sonrasında hayatta kalanlar şimdi yeni tehlikeli ittifaklar kuruyorlar. "Akbabalar ile kargalar" savaş alanlarındaki leşler ile besleniyor. Bu kitapta kimler sofrada kalıp ziyafete devam edebilecek bilemiyoruz. Bir sürü yeni karakter ile karşılaşıp onların gözünden birçok olayı takip ediyoruz. Yeni misafirlerimiz çok ilginç kişilikler, aralarında asiller ve sıradan insanlardan tutun büyücüler ve katillere kadar çok sayıda kişi var. Beklediğimiz ve meraktan deli olduğumuz karakterlerin çoğuda ne yazık ki yok. Tabi o kadar karakter ölünce denge çok sarsıldı ve (şimdilik görünen) gidenlerin yerlerini doldurmasa da yeni karakterler sahneye çıkma şansı elde etti. Mesela benim deli gibi merak ettiğim

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Game of Thrones - Kılıçların Fırtınası Kısım 2 yorumu: Seven Gods, bu kitap bir harika dostum!


  Game of Thrones serisinin 3. kitabının 2. kısmı olan Kılıçların Fırtınası'nı bitirdim. Benim için bu seriyi okumak çok eğlenceli oluyor çünkü okudukça dizisinin bölümlerini izliyorum. Biraz zaman kaybettiriyor fakat kesinlikle çok daha eğlenceli. Kılıçların Fırtınası ismini çok güzel taşıyan bir kitap bana kalırsa, çünkü bu kitapta bitmek üzere olan yada bitmiş savaşlardan sonra, son ayakta kalanların bile tozu dumana katabilidiğini görebiliyoruz. Son adama kadar savaşmanın ve bir kişinin bile (boyu hiç önemli değil) tüm "Dağ"ları yerinden oynatabildiğini, George R.R. Martin bize çok güzel bir şekilde gösterdi. Yazarın zamanı anlatış biçimi dili muhteşem fakat