Herkese merhaba!
Bugün size okuduğum klasiklerin birinden bahsedeceğim. Farklı bakış açısı yakalayabilmek ve bazen de hayatı sorgulamak gerekiyor bu yaşantıda ve bu duyguyu bize en güzel yaşatabilecek yazarlardan biri ise kuşkusuz Oscar Wilde. Zamanında bir çok eleştiriye mazur kalmış ve sayısız eser yazmış olan yazarın değeri yıllar sonra anlaşılmış. Eserleri milyonlara ulaştıkça kişilerin dünya görüşünü ve bakış açılarını değiştirmiştir ve değiştirmeye devam edecektir.
Dorian Gray'in Portresi yazıldığı dönem yazarın diğer tüm eserleri gibi ahlaki ve toplumsal açıdan okuyanları çok fazla etkilemiş ve ağır eleştiriler almıştı. Kitap etkisini asla kaybetmeyen ve kaybetmeyecek gibi görünen
eserlerden biri.
Dorian Gray herkesi gençliği ve güzelliğiyle etkileyen, Basil adlı bir ressamın hayranlığıyla resmini çizdiği bir genç adam. Dorian resmi görene ve Lord Henry ile tanışana kadar kendini ve Hayatı henüz keşfedememiştir. Lord Henry'nin gençlik ve güzelliğini bir gün herkesin kaybedeceği ile ilgili konuşmasından sonra Dorian korkuya kapılarak portresindeki masum yüzü kıskanır ve asla yaşlanmamayı ve güzelliğini kaybetmemeyi diler. Dileği gerçekleşir ve dış görünüşü güzelliğini korur ancak kötücül ruhu portresinde farklılıklar yaratmaya başlar. Farkındalığı arttıkça kibri ve hayattan almak istediği hazlar hızla artar ve onu tamamen kör eder.
Kitap Dorian üzerinden devam etse de onun dokunduğu bir çok hayatı da ele alıyor ve size ahlaki açıdan farklı yaşam tarzlarını tanıma imkanı sunuyor. Kendinizi ve hayatınızı büyük ölçüde sorgulatacak, düşüncelerinizi sarsacak harika bir klasik. Klasikleri pek sevmem ama bu kocaman bir istisna olacak. Bu kitabı gerçekten sevdim. Oscar Wilde hayatınızın farklı dönemlerinde size farklı şeyler katabilecek tarzda kitaplar yazmak konusunda inanılmaz başarılı bir yazar. Onu sonsuz saygıyla anıyorum ve bu dehaya teşekkür ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder