Çocukluğundan beri hapsedildiği uyduda yaşıyordu ve ona eşlik eden yalnızca etrafındaki bilgisayar ekranları ile internet olunca efsanefi bir hacker olup çıktı. Cadı onu belirli aralıklarla ziyaret edip ondan birşeyler talep ediyordu. Onun dışında yapayalnızdı. Hayallerinde o bir prensesti ve yakışıklı prens onu mutlaka kurtaracaktı. Tabi ufak bir sorun vardı, o bir Aylıydı ve Kötü Kraliçe Dünya'yı ele geçirme planları yaparken kimse onu kurtarmaya cesaret edemezdi. Ancak Cress, Kötü Kraliçeyi yenebilecek birisini tanıyordu ve ona yardım etmek için elinden geleni yapacaktı.
Cinder, yeni takımı Kaptan Thorne, Scarlet, Iko ve Wolf ile birlikte Dünya'nın en çok aranan suçluları olmuşlardı. Cinder, hakkındaki gerçeği öğrendikten sonra Dünya'nın tek umudu olabileceğinin farkındaydı ancak >>>
tasarladıkları plan için birine daha ihtiyaçları vardı, çok zeki, çalışkan ve siber korsan kabiliyetlerine sahip birine. Ancak bu aradıkları kişi uzayın ortasında bir uyduda hapisti.
tasarladıkları plan için birine daha ihtiyaçları vardı, çok zeki, çalışkan ve siber korsan kabiliyetlerine sahip birine. Ancak bu aradıkları kişi uzayın ortasında bir uyduda hapisti.
Bu hikayede de yeni sayılabilecek karakterimiz Cress elbette. Aslında ilk kitaptan beri Cinder'e küçük yardımları dokunuyordu. Küçük yardımlar dediğime bakmayın, kitabın en önemli detaylarından birini Cress sayesinde öğreniyorduk. Küçük hayalperest Rapunzelimizin kaderine razı olmaktan sıkılıp ipleri kendi eline almaya karar verdiği için çok memnunum. Sadece bir masal olmaktansa bir efsane olmayı tercih etmesi çok hoşuma gitti. Biraz kendine güveni eksikti ama bu anlaşılabilir bir durum.
İşlerin tamamen değiştiği serinin bu kitabında soluğunuzu tutacak ve umudunuza sımsıkı sarılacaksınız. Ay Günlükleri serisinin favori serim olduğundan bahsetmiştim. Retelling hikayeler arasında bilimkurgu ve fantastik ögelere sahip en özgün seri. Ben çok ama çok beğendim sizinde beğeneceğinize eminim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder