Okulun ilk gününü sorunsuz atlattıktan sonra, belkide Liv, rüyasız ve dinlendirici bir uyku çekeceğini düşünüyordu. Ancak tuhaf rüyalarının arasında son zamanlarda ilginç bir kapı görmeye başlamıştı ve merakı onu bu kapıdan geçmeye zorladı. Kapının bir mezarlığa açılmış olması, okulun dört yakışıklı ve ulaşılmaz çocuğunu takip ediyor olması kadar tuhaf olamazdı. Aslında en tuhafı okula gittiğinde ona yakın davranmaya başlayan ve sadece rüyasındaki konuşmalardan hatırlanabilecek durumlardı. Mesela Liv, Kung-Fu biliyordu ancak bunu rüyası dışında kimseye anlatmamıştı ve bu çocuklar bütün ayrıntıları kendisinin hatırladığı kadar net bir şekilde hatırlayabiliyorlardı. Liv kesinlikle bu gizemi çözmeliydi, hiç bir sır onu yıldıramazdı aksine tehlikenin içinde olmak onu heyecanlandırıyordu. Tabi bir de bu tehlikenin içinde doğrudan size doğru bakan yakışıklı mı yakışıklı bir çocuk varsa ve onu rüyanızda çok sık görmeye başladıysanız bu gizemi çözmek kaçınılmaz hale geliyordu. Aman tanrım garson bakar mısınız bir kadeh Henry alabilir miyim, teşekkürler.
Spoiler vermeden kitabı anlatmak gerçekten çok güç ancak sizinde anladığınız gibi ve kitabın kapağında da yazdığı gibi konu rüya yolculukları üzerinde ilerliyor. Dilini ve çevirisini çok sevdim. Ama kitabın en sevdiğim özelliği kesinlikle içindeki espirili yaklaşımlar oldu. Liv ve kardeşi Mia'nın iğneyeleyici sözleri çok hoşuma gitti. Ah tabi birde kitabın muhteşem ötesi kapağı var. Pegasus yayınları tarafından çıkarılan kitap sert kapak olarak basılmış ve harika bir tercih olmuş bence. İç kapağı ayrı güzel dış kapağı ayrı tapılası. Evet evet kitaba bayıldım, konuda da kapakta da benden tam not aldı ve favori kitaplarım arasında en üst sıralarda yerini aldı. Fantastiğin dibine vuran gizemli ve sempatik bir kitap arıyorsanız Silber tam size göre. Rüyaların gizemli ülkesine sizleri de bekleriz...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder