
Merhaba Potterheadler! Sonunda Sırlar Odası'nı okuduğumu gururla söyleyebiliyorum. Filmlerini milyon kez izlemiş olmama rağmen bir türlü kitabına ulaşamadığım için okuyamamıştım ama
işte şimdi tüm Ravenclaw cesaretimle geldim ve size yorumumu da getirdim.
Harry Potter, büyüden uzak geçirdiği berbat yaz tatilde odasında bir ev cini bulunca gerçekten çok şaşırır (hepimiz kim olduğunu biliyoruz elbette: Dobby <3). Potter'ın Hogwarts'a geri dönmemesi için herşeyi yapmaya hazır olan küçük dostumuz zaten kötü giden durumu tamamen berbat hale getirecek ve gidiş yollarını tamamen kapatacaktır (hemde her şekilde).
Bir şekilde okula gitmeyi başaran Harry, bir süre sonra kendini korkunç bir tehlikenin içinde bulacaktır. Çünkü Salazar Slytherin'in varisi geri dönmüş ve Sırlar Odası'nın kapılarını açarak gizemli bir dehşeti serbest bırakmıştır. 50 yıllık sırlar daha fazla saklı kalamayacak ve gerçekler bu sefer ölümcül bir şekilde ortaya çıkacak.
Serinin en sevdiğim kitabı ve filmi sanırım bu çünkü burada karakterler artık çok daha oturmuş ve olaylar çok daha heyecanlı. Bir çocuk kitabı olarak yazıldığını biliyorum ama artık bir efsane haline geldi ve bu beni çok mutlu ediyor. Fantastik romanlar diyince çoğumuzun aklına ilk gelen isim artık Harry Potter. Ama üzülerek söylüyorum ki yeni jenerasyonlar ne yazık ki bu harika ötesi dünyaya çok uzaklar. Ben etrafıma özendirmeye çalışıyorum elbette ama asla bizim gibi olabileceklerini düşünmüyorum ve bu da beni oldukça üzüyor. Kitap okumayı sevmiyor olabilirsiniz ama filmlerini mutlaka izlemelisiniz. Çok farklı olsalar da bu bile şimdilik bu fantastik dünyaya adım atabilmeniz için yeterli olacaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder